2 Ocak 2014 Perşembe

The Bucket List (2007)


          The Bucket List (2007) izleyen kişiye hayatını sorgulatan bir yapım. Bir filmin içinize işleyeceğine inanmayan birisiyseniz, işte bu film sizin dönüş noktanız. Duygusal, derin ve etkileyici bir şaheser. Eğer ki bu sözlerimin abartılı olduğunu düşünüyorsanız The Bucket List' i izlememişsiniz demektir. O zaman gelin bu filme biraz daha yakından bakalım ve izleyip izlemeyeceğinize birlikte karar verelim.

Filmin Konusu:
          Carter tüm hayallerinden vazgeçip ömrünü ailesine, çocuklarına adamış bir adamdır. Edward ise huysuz, inatçı, yalnız, oldukça zengin bir patrondur. Bu iki farklı özelliklere sahip adam aynı hastane odasında kalmaya başlarlar. Bu süreçte birbirleri ile sıkı dost olan Carter ve Edward kalan sınırlı zamanlarında ölmeden önce yapmak istediklerini yapmaya karar verirler. Ve destansı yolculukları bu noktada başlar.

Düşüncelerim:
          The Bucket List (2007) herkesin mutlaka izlemesi gereken bir yapım. Ölmeden önce izlenmesi gereken filmler listenize eklemenizi şiddetle öneririm. İki profesyonel oyuncu, harika bir konu, her kelimesi ayrı anlam taşıyan duygu yüklü metinler ve daha söylenebilecek onlarca güzel şey ile The Bucket List başarı konusunda zirveye oynayan bir yapım. Bir filme daha iyi çekilemezdi diyeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Fakat söylüyorum: "The Bucket List daha iyi olamazdı." Söylenecek çok fazla şey yok. Hala karışık duygular içerisindeyim ve bu filmi asla unutmayacağıma eminim. Sizlere de bu harika yapımı kaçırmamanız konusunda ısrar etmekten kendimi alıkoyamıyorum. Şimdiden keyifli seyirler. Ve dostlarım yaşamınızın değerini bilin, onu asla çarçur etmeyin.

IMDb Puanı:
7,4/10
Film Önerilerin Puanı:
10/10 (Belki de çok etkilendiğim için bu puanı veriyorum. Ama açık konuşmak gerekirse Film Önerilerin sitesinin tüm zamanların en iyi filmi ünvanını şu an için taşımayı hak ettiğine inanıyorum.)

Trailer:



17 Aralık 2013 Salı

Twelve Monkeys (1995)


          Bilim kurgu türünde efsane yapımlardan biri olan Twelve Monkeys hakkında konuşacağız bu yazıda. Her izleyişimde keyif aldığım bu yapım aslında birazda bizlere delilik dediğimiz şey aslında nedir sorusunu soruyor, hastanın zihnindeki bir çıkmaz sokak mı, yoksa bizlerin anlamakta zorlandığı bir gerçek mi ? Twelve Monkeys işte tam da size bunu sorgulatan bir yapım. Gelin bu efsane yapımı birlikte gözden geçirelim.

Filmin Konusu:
          James Cole (Bruce Willis) Gelecekten gönderilmiş bir adamdır. Yapması gereken görev 1996 yılında beş milyar kişiyi öldüren virüs hakkında bilgi toplamak ve bu sayede geleceğe döndüğünde bilim adamlarının tedavi üzerinde çalışabilmesini sağlamaktır. Virüse karşı bir tedavi bulmak mümkün müdür sorusunun yerine acaba virüsü durdurabilir miyim sorusu geçer. Zaman kısıtlıdır ve James' in aleyhine işlemektedir.

Düşüncelerim:
          Twelve Monkeys, 1995 yapımı bir film. 8,1 gibi yüksek bir IMDb puanına sahip bu film sayamayacağımız kadar ödüle sahip. Peki bu ödülleri hak ediyor mu ? Gönül rahatlıyla kazandığı tüm ödülleri hak ettiğini söyleyebilirim. Bilim kurgu, dram türünde ki Twelve Monkeys bazı sahneleri ile bize delilik kavramını sorgulatan bir yapım. Bilim kurguyu yer yer dozajında tutabilen, yer yer ucunu kaçıran bir yapım olduğunu da söylemek gerek. Sürükleyici, sonunu merak ettiren ama aynı zamanda başlarda verdiği ufak ipuçları ile sonunu tahmin edebilmenizi sağlayan, çeşitli alt metinler ve mesajlarla (Brad Pitt' in canlandırdığı Jeffrey Goines karakterinin akıl hastanesinde yaptığı konuşmalar) dolu başarılı bir yapım. Bu klasmandaki yapımlara pek fazla rastlamıyoruz sevgili dostlarım. Bu yüzden bu tür filmler dikkatle izlenmeli ve değerleri bilinmeli demek istiyorum son cümlelerimde. İzlememiş olanlara iyi seyirler derken izlemiş olanlara da bir kez daha izlemelerini şiddetle öneririm ! :)

IMDb Puanı:
8,1
Film Önerilerin Puanı:
8,5

Trailer:

13 Aralık 2013 Cuma

Open Grave (2013)


          Open Grave, 2013 yapımı enteresan bir gerilim filmi. "Acaba neden enteresan?" dediğinizi duyar gibiyim. O zaman neden enteresan olduğuna ve neden önerdiğim filmler arasında yer aldığına gelin hep birlikte bakalım.

Filmin Konusu:
          Karakterimiz cesetlerle dolu bir çukurun içinde uyanır. Kim olduğunu ve buraya nasıl geldiğini hatırlamamaktadır. Kendisini çukurdan kurtaran grup içinde aynı durum geçerlidir. Peki cevaplanması gereken tüm sorular bunlar mıdır ? Yoksa karakterlerimiz çok daha büyük bir problemin içinde mi hapsolmuşlardır ?

Düşüncelerim:
          Open Grave aslında bir korku filmi olarak lanse edilmiş. Fakat korku ile uzaktan yakından alakası yok desek büyük ihtimalle yanlış bir laf etmiş olmayız. Çünkü film karşımıza bir korku filmi olarak değilde bir gerilim filmi olarak çıkmış. Bu çok belli. Her ne kadar korku filmi olarak ortaya çıksa bile bence kesinlikle gerilim kategorisine dahil edebileceğimiz bir film ile karşı karşıyayız. Bu kategori karmaşasını çözdükten sonra filmimize geri dönelim. Filmde başrol oyuncusu olarak gördüğümüz kişi yakın zamanda Elysium filmindeki kötü karakterimiz Kruger' ı canlandıran Sharlto Copley' in ta kendisi. Başarılı bir oyuncu olduğuna bu film ile bir kez daha ikna olduğumu söylemek zorundayım. Open Grave (2013) genel itibari ile benim beğenimi kazanmış bir film. Her ne kadar bazı mantık hatalarını içerse de (mantık hatası olmayan film yoktur, az mantık hatası olan film vardır) iyi bir puanı hak ettiğini düşündüğüm bir film olmuş. Bence iyi bir filmin en büyük göstergesi sürükleyici olup olmamasıdır. Ne büyük bütçeli filmler vardır ki yirmi fasılda izlemek bile insanı sıkar ve ne filmler vardır ki play tuşuna bastığınız andan filmin son anına kadar gözlerinizi ekrandan ayırmaz, geçen zamanın farkına varamazsınız bile. İşte Open Grave de bence o filmlerden birisi. İzlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim bu film için söyleyebileceğim son cümle; şimdiden keyifli seyirler dostlar.

Bir eleştiri gördüm sanki:
          Evet filmi tanıttık, anlattık baldan çıkarıp reçele batırdık. Fakat "Bu filmin hiçbir kötü yanı yok mu be kardeşim ?!" diyenleri de unutmadım elbette. Şimdi filmin eksik yönlerine bakacak olursak. Öncelikle iyi bir sinema izleyicisiyseniz filmin ikinci çeyreğinin ortalarında konuyu kafanızda çözmeniz mümkün. Konuyu çözdüğünüz vakit gerilim ortadan kalkıyor ve devamında ne olacak merakı başlıyor. Bu da izleyen kişiyi gereksiz sahneleri ileri sarmaya itebiliyor. Fakat sabırlı olun ve her dakikasını izleyin. Çünkü ileriye sardığınızda keşfetmek için yola çıktığınız hazine sandığı yerine boş bir bidon bulabilirsiniz. Demek istediğim akıl uçuran bir son beklentisine sokuyor film sizi. İlk dakikadan başlıyor bu hazırlık ve son dakikaya kadar devam ediyor. "Sabredin, sonunda öyle sürprizler olacak ki kafanız allak bullak olacak" jargonunu film boyunca gözümüze sokan yönetmen, filmi klişe bir sonla bitiren senarist ile tanışmamış olacak ki bu durum bizde hafif bir hayal kırıklığına neden oluyor. Ama yine de "güzel" film kıtlığı çektiğimiz bu günlerde fazlaca izlenebilir olan Open Grave tüm film tutkunlarına önerimdir.

IMDb Puanı:
6,3/10
Film Önerilerin Puanı:
7/10

Trailer:

19 Kasım 2013 Salı

Disconnect (2012)


          Disconnect filmi bize neredeyse her an iç içe olduğumuz internetin karanlık yüzünü gösteriyor. Sakin bir tempo ile ilerleyen bu yapım internetin karanlık yüzüne ayna tutmakla kalmayıp, aynı zamanda günümüz gerçekleri ile duygusal bir karşılaşma yaşamamıza da sebep oluyor. Gelin bu filmi daha detaylı bir şekilde inceleyelim;

Filmin Konusu:
          Günümüzde kullandığımız, çağımızın belkide en büyük buluşlarından birisi olan interneti ne kadar tanıyoruz ? Bence asıl soru karşımızdaki kişiye ne kadar güvenebiliriz. Bu cümlelerden de anlaşılabileceği üzere filmimiz güven çemberi üzerinde ilerliyor, karakterlerimizin yanlış kişilere güvenmeleri sonucunda hayatları çıkmaza girer. Peki bu çıkmazdan kurtulmak için ne gerekmektedir ? Öfke dolu bir intikam mı yoksa sadece yapılan hatayı kabullenmek mi ?

Düşüncelerim:
          Konuyu elimden geldiğince spoilersız, gizemli bir şekilde aktarmaya çalıştım. Disconnect (2012) şu ana kadar izlediğim en güzel internet ve güven temalı filmlerden bir tanesi. Daima söylerim bir filmi güzel yapan çok fazla şey vardır. Kamera performansından tutun, ışıklandırma şiddetine, senaryodan tutun da, oyunculuğa kadar pek çok faktörün harmanlanması bize güzel bir film sunar. Mükemmel film yoktur lakin mükemmele yaklaşabilen filmler vardır. Bence Disconnect insanlığı tüm realitesi ile bizlere yansıtmasıyla gerçeği bizlere duygu yüklü bir sunumla ulaştırmasıyla ve düşük bütçesi ile mükemmele yaklaşan filmlerden birisi olmuş benim gözümde. Çok fazla düşünmeyin ve eğer sizde benim gibi sadece havada uçuşan kurşunlara değil filmin ne kadar derine işlediğini önemseyen bir izleyiciyseniz hiç durmayın ve bu filmi izleyin. Şimdiden keyifli seyirler dilerim :)

Elde ne var ?
          Başarılı oyunculuğa sahip, size sadece günümüz gerçeklerini tüm açıları ile sunan bir film var. Size kazık atan bir adam gözünüzde bir canavar mıdır ? Yoksa onun da kendisine göre nedenleri var mıdır ve biz bu nedenlerin ne kadarını önemseriz, ne kadarı bize yol gösterir ve ne kadarı yapacaklarımızı belirler. Duygu yüklü bir film olan Disconnect (2012) sizi en azından bir noktasında içine çekecek ve güzel bir deneyim yaşamanızı sağlayacaktır.

Nerede patlayan arabalar, havada uçuşan kurşunlar ?!
          Lütfen arkadaşlar, bir filmin güzel olması demek aksiyon içermesi demek değildir. Ve her aksiyon içeren filmde güzel bir film anlamına gelmez. Konusu, olay kurgusu iyi olmadıktan sonra havada kaç kurşunun uçuştuğu, kaç arabanın patladığı kimin umurunda. Artık bu düşünceyi kırmamız lazım. Bazı sitelerde belirtilen yorumlara göre filmleri izleyip, izlememe gibi kararlar vermeyin. Kendiniz bakın nasıl olduklarına. Kendiniz karar verin izlemeniz gerekip, gerekmediğine. Sizin yerinize filmden şu kadarcık bile anlamayan insanlar karar vermesin, lütfen :(

IMDb Puanı:
7,5/10
Film Önerileri Puanı:
8,8

Trailer:

12 Kasım 2013 Salı

Event Horizon (1997)


          Event Horizon (1997) eski bir yapım olmasına rağmen günümüz filmlerine kafa tutabilecek kadar başarılı. Gelin bu bilim kurgu yapımını birlikte inceleyelim:

Filmin Konusu:
          Event Horizon isimli uzay gemisi 2040 yılında derin uzay araştırmaları yapması için ve güneş sisteminin sınırlarını belirlemesi için fırlatılıyor. Fakat Event Horizon adlı uzay gemisi Neptün yakınlarında iz bırakmadan kayboluyor. Bu kayboluşun ardından 7 sene geçiyor ve karakterlerimiz bir kurtarma görevi ile Event Horizon' un son görüldüğü yere doğru yolculuğa çıkıyorlar. Gemiyi tek parça halinde bulan karakterlerimiz Kaptan Miller' ın liderliğinde sağ salim Event Horizon' a ulaşmayı başarırlar, fakat başarılı bir şekilde başlayan bu kurtarma operasyonu zaman geçtikçe mürettebatın hayatlarına karşı tehdit oluşturacaktır. Ve basit bir şekilde girdikleri bu dev uzay gemisinden çıkmak sandıkları kadar kolay değildir.

Düşüncelerim:
          Öncelikle belirtmeliyim ki film kesinlikle +18 yaş sınırlamasına tabi tutulmalı. Vahşi, kanlı ve korkunç sahneler bir hayli yoğun. 1997 yapımı bir bilim kurgu filmi olmasına rağmen 2013 yılının sonlarına doğru bu filmi izlerken bir an olsun yadırgamadım. Çünkü yapıldığı zamanın en başarılı bilim kurgu efektlerine sahip filmlerden birisi benim gözümde. Güzel ve enteresan bir konuya sahip. Tam olayları çözdüm dediğinizde aslında yanıldığınızı size defalarca kez gösterebilen bir yapım olmayı başarmış. Dediğim gibi bir bilim kurgu filmi ve kanlı sahneler içeriyor. Bunun dışında gerilim ve korku pekte üst düzeyde değildi. En azından ben tek bir jump scare sahnesi haricinde biraz olsun bile korkmadım. Korku yönünden zayıf bir film ama zaten korku filmi olarak değil bilim kurgu filmi olarak bakmamızda fayda var diye düşünüyorum. Gerilimi filmin son sahnelerine doğru hissediyoruz fakat konunun biraz yavaş işlendiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Yavaş başlıyor, yavaş devam ediyor ve son dakikalarda her şey açıklanmaya çalışılıyor ama ne fayda. Gizemi üst seviyede tutabilmek için olay örgüsünden biraz fedakarlıkta bulunulduğunu söylemeden geçemem. Ama dediğim gibi ben zaten bu sitede beğenmediğim veya hoşuma gitmeyen filmleri değil, severek izlediğim ve başkalarının da izlemesini önerdiğim filmleri tanıtıyorum. Bu yüzden tanıttığım tüm filmlere yüksek puan vermem ve tanıttığım filmler hakkında yapıcı eleştirilerde bulunmam gerçekten izlediğim ve sevdiğim filmleri sizlere sunmamdan kaynaklanmaktadır.

Elde ne var ?!
          Uzun lafın kısası elimizde başarılı bir bilim kurgu filmi var. Her ne kadar konu filmin büyük bir çoğunluğunda yavaş, son sahnelerinde hızlı işlense de ( büyük ihtimalle seyirciyi olayın içine sokabilmek için bu kadar uzun tutulmuş giriş ve gelişme kısmı) film bizi neredeyse hiç hayal kırıklığına uğratmıyor ve 95 dakika boyunca keyifli zaman geçirmemizi sağlıyor. Tekrar söylemek isterim ki filmde kanlı ve şiddet içerikli ögeler bir hayli fazla bu yüzden +18 sınırı koyduğumu bir kez daha belirtmeliyim. Şimdiden hepinize iyi seyirler.

IMDb Puanı:
6,6/10
Film Önerileri Puanı:
7/10

Trailer:

9 Kasım 2013 Cumartesi

Scenic Route (2013)


          Scenic Route (2013) basit bir konuşmadan ibaret olan bir filmin, başarılı bir oyunculuk ve iyi bir olay kurgusu ile ne denli etkileyici olabildiğinin göstergesi. Gelin beraber bu filme daha yakından bakalım;

Filmin Konusu:
          Mitchell ve Carter iki eski dosttur. Bu iki eski dost uzun bir yolculuk yaparken bir şekilde arabaları bozulur ve çölün orta yerinde, ıssız bir mekanda mahsur kalırlar. Zaman aleyhlerine işlemektedir ve geçen her saniye onları umutsuzluğa adım adım sürüklemektedir..

Düşüncelerim:
          Scenic Route (2013) artarak devam eden temposu, başarılı oyunculuğu, sürükleyici olay kurgusu ve alternatif finali ile beğenimi kazanan bir yapım. Açıkçası olay kurgusu lafını kullandım ama bu tabir ne kadar uygun oldu orası tartışılır. Çünkü; olaylardan çok konuşmalar ön planda. Dürüst olmak gerekirse bu film biraz daha elit bir izleyici kitlesine hitap ediyor. Bildiğiniz üzere ülkemizde ve genel itibariyle dünyada konu diye bir şeye sahip olmayan bol vurdu kırdılı, aksiyonlu filmler gişe hasılatı rekorları kırarken, böyle elit yapımlarda geri planda kalıyorlar ve bu beni çok üzen bir durum. Şimdiden bu keyifli yapım için iyi seyirler.

IMDb Puanı:
6,4/10
Film Önerileri Puanı:
6,8/10

Trailer:

26 Ekim 2013 Cumartesi

The Lone Ranger (2013)


          The Lone Ranger (2013) vahşi batı filmlerine farklı bir açıdan bakmanızı sağlayan bol aksiyonlu ve eğlenceli bir film. Şimdi filmimize daha yakından bakalım;

Filmin Konusu:
          Butch Cavendish azılı bir suçludur. Demiryolları aracılığıyla asılmak için götürülmektedir. Kendisi ile birlikte zincirlnmiş şekilde duran başka bir mahkum daha vardır. Bu mahkum Tonto adındaki garip kızılderili bir adamdır. Butch görevini kötüye kullanan bazı görevlilerin yardımıyla çetesi ile trenden kaçmayı başarır. John Reid ise aynı trenle doğduğu kasabaya geri dönmektedir. Eğitimini tamamlamış olan John savcı olarak işe başlayacaktır. Fakat Butch' un kaçışı ile işler karmaşık bir hale gelir ve yaşanan olaylar sonrasında intikam almak Tonto ve John' un kişisel meselesi haline gelecektir. Birlikte çıktıkları bu uzun soluklu yolculuk dost olmalarını sağlar ve macera ikilimiz için daha yeni başlamaktadır.

Düşüncelerim:
          The Lone Ranger (2013) unutamayacağım filmler arasında yerini aldı. Neden mi ? Öncelikle film boyunca eşlik eden o harika western müzikleri, iki buçuk saatlik uzun metrajlı bir filmde birkaç saniye bile sıkılmıyor oluşunuz, karakterlerin kişilikleri. açıkçası pek çok yönden beğenimi kazandı The Lone Ranger (2013). Hikayenin bize anlatılış şekli bile çok güzel geldi bana. Bunda yetenekli oyuncuların filmde rol almasının da elbette büyük bir rolü var. Giriş sahnesinde San Francisco' dayız. Sene 1933. Küçük kovboy kıyafetli bir çocuk yerel bir panayırda gezerken vahşi batı temalı bir çadır görüyor. Parasını ödeyip içeri girdikten sonra birkaç vahşi hayvanı dikkatle inceliyor. Ardından The Noble Savage yazısının bulunduğu vitrine geliyor. Karşısında yaşlı bir kızılderili var. Öylece duruyor. Bir heykel gibi. Ardından gözleri hareket edince küçük çocuk telaşa kapılıyor. Oyuncak silahını çıkartıp ateş etmeye başlıyor. Aralarında biraz diyalog geçtikten sonra çocuk taktığı maskeyi çıkartmaya kalkıyor. Kızılderili maskeyi asla çıkarma diyor bir hışımla. Ardından hikayeyi anlatmaya başlıyor. Tabi hikayeyi anlatırken olaylar canlanıyor ve maceramız bu şekilde başlamış oluyor. Film boyunca eşlik eden, sizi sizden alıp götürebilecek seviyedeki klasik western melodileri, her sahnesinde zekice hazırlanmış kamera açıları, yüksek düzeydeki oyunculuk, kurgulamanın profesyonelliği... Tüm bunlar bana eskiden izlediğim 1990ların western filmlerini hatırlattı. Tekrar o duyguları birazda eğlenceli bir üslupla yaşamamı sağladı. Aksiyon ise kendini izlettirmeyi çok iyi bir şekilde sağlıyor. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ettiğim bu harikulade filmi kaçırmamanızı büyük bir ısrarla öneriyorum. Şimdiden iyi seyirler ve iyi eğlenceler :)

IMDb Puanı:
6,6
Film Önerileri Puanı:
8,5

Trailer: